17 Haziran 2012 Pazar

no more mrs. nice gal

Yıllar öncesinde kaldığını sandığım, kendimi kapana kısılmış hissettiğimde içimde coşan kendini tokatlama hissi geldi yine bana.
Bir şeyleri yanlış yapıyorum galiba. Kendime çok büyük bir rol mü biçtim nedir, neyi tutsam elimde kalıyor. Kendine çok güvenen biri de değilimdir halbuki. Bir şeyleri bozuyorum sanırım, tahminime göre yürümüyor işler.
Bir zamanlar daha tahammüllü ve daha makul biriydim; hem başkalarına hem kendime karşı.
Yakınlarda okudum; insan çocuk sahibi olmadan önce tüm meselelerini ve işlerini halletmeliymiş. Biraz geç kaldım galiba, şimdi de her şey daha çok karıştı.

16 Haziran 2012 Cumartesi

Bencil miyim acaba?

Güzel anların bazılarını kendime saklamak istiyorum, ama çok şey istiyorum galiba. Çünkü bu aralar yani bir ay kadar buna fırsatım olmayacak.
Her şey benim için çok yeni, herkesin çoktan alışmış göründüğü bir durum, benim için henüz taptaze. Ve alışmama fırsat tanınmadan rekabet ve paylaşma gibi kavramlarla uğraşmak zorunda bırakıldım. Neden herkes yenidoğan ve annesi arasındaki o özel ilişkiyi görmezden geliyor, neden bana üvey anne muamelesi çekiliyor anlamadım. 
Geçenlerde düşündüm de, kendimi dışarıya çok baskın bir karakter olarak yansıtmıyorum sanırım, bu yüzden de insanlar beni ezip geçebileceklerini düşünüyorlar. Birkaç foto eklerdim duruma örnek teşkil etsin diye, ama kalp kırmayalım durduk yere. 
Sineye çekelim miniğin hatrına.

13 Haziran 2012 Çarşamba

Bu da iki olsun

Gece birkaç kez kalktım bebekle ilgilenmek için, sonrasında uykuya yatırmak da her seferinde en az bir saati buldu. Sabah 06.00 seansımızda aslında oldukça dinç sayılırdım ama yine de yardım almayı kabul ettim. Sonrasında olanlar pek hoşuma gitmedi, o yüzden bu da bana ders olsun. Sorumluluk bana aitken bunu paylaşmamalıyım. Hele de her şeyi yeni yeni öğreniyorken. Biraz empati bekliyorum, bulamıyorum.

13 Mayıs 2012 Pazar

yeni hayat

Kendini sandığından daha farklı bulduğun zaman ne yaparsın? Ben korktum; önce anlayamadım, sonra korktum.
Ön yargıyı parçalamak atomu parçalamaktan zordur demiş büyük adam, ve ben kendimi savunmak zorunda kalmaktan nefret ederim. Anlamayan zaten anlamaya çalışmıyor demektir diye düşünürüm. Yine de, sınırlar yeni ebeveynlik söz konusu olunca biraz daha muğlak galiba.
Bilmiyorum, ve umarım öğrenirsem de bununla yaşayabilirim.

8 Mart 2012 Perşembe

"Kalabalığın dağılmasını izlemek gibidir geleceği hayal etmek."

Bu cümleyi bugün bir arkadaşımın notları arasında okudum. Çok büyük bir çağrışım yapmadı zihnimde.
Yine de içten içe geleceğimi merak ettim; daha renkli ama daha karmaşık; daha mutlu ama üzüntülere daha açık; cesaret verici ama bir o kadar da ürkütücü geldi.
Sonuç olarak bilemedim; şu an için emin olduğum tek şey gelecekten biraz korktuğum; ya bu insan yavrusuyla istediğim gibi bir bağ kuramazsam diye.



16 Şubat 2012 Perşembe

I feel such a loser sometimes..

8 Ocak 2012 Pazar

TRT in whites

Çalıştığım yerin konumundan çok memnunum. Manzarası var (ikinci kattan itibaren Eymir Gölü ve Mogan Gölü görünüyor), şehrin neredeyse bittiği yerde, ve rakımı yüksek olduğu için havası temiz.
Zamanında Sıhhıye'den taşınmış şimdiki yerine: Or-An. Pek de iyi olmuş.
Yağmur ve kar gibi doğa olayları seyri güzel etkinliklere dönüşüyor.
İş arkadaşım Ömer'le iki yıl önce akşam nöbetinde denk geldiğimiz fırtına şimdiye kadar gördüğüm en güzel ve muhteşem ikinci fırtına olarak hafızamdadır. (Birincisi, ailemle Artvin'e giderken Erzurum-Erzincan arasındaki yolda karşılaştığımız fırtına; televizyonda, belgesellerde izlediğimiz fırtınalara benziyordu.)
Resimdeki sahne de öğle tatilinde yaptığım yürüyüş sırasında çektiğim bir fotoğraf. Belirtmek isterim ki, Ankara'nın alçak yerlerinde yağan kar hiç durmadı, ama TRT'de hala vardı.
Ankara'da kara hasret kalmak gerçekten ilginç.; çünkü öğrencilik zamanlarımızda (bir 8-9 yıl önce) öyle çok kar yağardı ki, dizimize gelen kar günlerce belki birkaç hafta kalırdı.
Bakalım bundan bir 8-9 yıl sonra ne olacak kar yağışına; belki de daha yağarken eriyecek..