
23 Nisan Cuma günü Club For Five adlı Finlandiyalı bir akapella -enstrüman olarak insan seslerinin kullanıldığı bir müzik türüymüş- grubunun performansını izlemeye gittim ev arkadaşımla. Tatsız bir Cuma akşamını renklendirdik. İş arkadaşım Sn. Pınar Edepli sağolsun ;) Fark ettim de bu isim pek çok kapı açıyor Ankara'da :)
Konser başlamadan önce salon girişindeki insan profilleri bir an çok tanıdık geldi. Baltık bölgesinde ikamet edenlerin o ilk görünüşte sakin, biraz da mesafeli halleri gözden kaçacak gibi değildi benim için.
Konser eğlenceliydi eğlenceli olmasına, ama koltuklarla donatılmış konser salonları insanı biraz sınırlıyor sanki, sizce de öyle değil mi? Nitekim arkadaşımla ben bazı şarkıları ayakta dinlemek için birkaç girişimde bulunduk ama baktık ki koskoca salonda bizden başka şarkıların büyüsüne kapılan yok, biz de kös kös oturduk yerimize. Nedir yani, ayağa kalkıp tempo tutmak ya da dansetmek sadece sarhoşlara ya da oynak insanlara mı özgü?
Bu konseri saymıyorum; içimdeki yüksek sesle şarkı söyleme arzusunu doyuramadım. Artık Ankara üniversitelerinin bahar şenliklerine bel bağladım.
Konser başlamadan önce salon girişindeki insan profilleri bir an çok tanıdık geldi. Baltık bölgesinde ikamet edenlerin o ilk görünüşte sakin, biraz da mesafeli halleri gözden kaçacak gibi değildi benim için.
Konser eğlenceliydi eğlenceli olmasına, ama koltuklarla donatılmış konser salonları insanı biraz sınırlıyor sanki, sizce de öyle değil mi? Nitekim arkadaşımla ben bazı şarkıları ayakta dinlemek için birkaç girişimde bulunduk ama baktık ki koskoca salonda bizden başka şarkıların büyüsüne kapılan yok, biz de kös kös oturduk yerimize. Nedir yani, ayağa kalkıp tempo tutmak ya da dansetmek sadece sarhoşlara ya da oynak insanlara mı özgü?
Bu konseri saymıyorum; içimdeki yüksek sesle şarkı söyleme arzusunu doyuramadım. Artık Ankara üniversitelerinin bahar şenliklerine bel bağladım.