27 Eylül 2010 Pazartesi

gün ortası mutlu düşünceler

Bastırılan düşünceler ilişkileri gerçekten mahvediyor. Dışarıdan nedensiz gibi görünebilecek öfkeli davranışlara sebep oluyor.
Ama işte herkes açıkça konuşmaya hazır ve istekli değil. İnsanlar bir şeyleri gizlemeyi, ve belki de daha sonra birbirlerinin arkasından söylemeyi tercih ediyorlar.
Düşünceleri konusunda dürüst davranmayanlar ikili ilişkilerinde entrikalarla uğraşmaya başlıyorlar. Halbuki öylesi daha zor değil mi; sürekli kurnazlık düşünme, her olaydan kendince bir pay çıkarma, her şeyi kendine yontma, devamlı bir çıkar arayışı..
Neden herkes üzerine düşeni yapmıyor da, birbirini tırmalayıp duruyor?

21 Eylül 2010 Salı

bebekli hafta


Bu hafta başında yeni bebek sahibi olan arkadaşlarımla görüştüm, ve bebeklerle de tabii! Karamsar bir dönem güzelleşiverdi onların sayesinde.
İnsan kendinden dışarı çıkmaya, hayata baktığı gözlüğünü değiştirmeye ihtiyaç duyuyor kimi zaman. İşte bu saf ve güzel bebekler de bambaşka bir dünyanın kapısını açtılar bu hafta bana. Tam anlamıyla muhtaç bir canlının varlığını fark ettim; yedirilmezse ne yer ne içer, giydirilmezse çıplak kalır, sevilmezse büyüyemez. Her şey bu ihtiyaçlar karşısında ne kadar önemsiz değil mi?

çıkmaz

Etrafımda güzel her şeyi yutan karadelik insanlar var bugünlerde. Ne yapsam, ne söylesem yörüngelerinden kurtulamıyorum.
Sanki ne var ne yoksa sona erdirmek için gelmişler dünyaya. Kibar davranışlar, ince düşünceler, samimi emekler onların yanındayken yokoluveriyor.
Rengi olan her şeyi yok ederek yavaş yavaş üzerime geliyorlar, beni de karanlık varlıklarının bir parçası yapmak istiyorlar.
Akıntının tersine gitmeye çalışmak öyle zor ki. Her gün yeni başlayan bir savaş vermek, an be an tetikte olmak, umudunu korumak.
Sonsuz bir çaba gerekiyor sanırım, ya da yepyeni bir felsefe !