8 Aralık 2011 Perşembe

Ebeveyn olmak zor vesselam

Bugün çok hareketli bir gün oldu.
Sabahtan kahvaltıya davetliydik. Huriye anneyle çok muhabbeti olan birinin evine gittik. Sağolsunlar çok özenmiş ve mükellef bir kahvaltı hazırlamışlar. Ama işte ne olduysa orada oldu.
İyi misafirlik edelim derken yemeği fazla kaçırdık.
Zaten mikroskopik bir boyut kazanan mideciğim, fazla yüklemeden muzdarip oldu.
Ve biz de hastanede aldık soluğu. Tatsız bir bulgu çıkmadı neyse ki, tahmin edilenler safra çamuru (o da neyse), ve safra kesesi taşı idi, ama şu an canım hala yanıyor.
Doktor da sağolsun, safraya bakalım derken karnıma pek acımasız davrandı. Miniğim tortop olmuştu, zaten küçük olan alanında.
Neyse işte, gün bitti. Güçlü bir yüz takındım ama bu işler zor işler:) Ebeveyn olmak zor vesselam:)

19 Ağustos 2011 Cuma

everything is peachy

Geç saate kadar uyanık kalmak harcım değil pek, ama son günlerde kendimi gece saat 1'den sonra yatıyorken buluyorum.
Henüz olmamış bir şey üzerinden hayal kuruyorum.
Bu senaryoda çok mutluyum, her şey gözüme kolay ve umut dolu görünüyor. Merkezde ben varım, ve dünyaya meydan okuyacak kadar cesur, her zorluğun üstesinden gelecek kadar dirayetliyim; herkese yetecek kadar şefkat doluyum. Toprak gibiyim.
Hiçbir gerçek daha güzel değildir düşten demişler. Hakikaten öyle..



3 Ağustos 2011 Çarşamba

Canım Fredrika

Her şey kötü göründüğünde aç bir Fredrika Stahl şarkısı kendine gel. Ya da mesainin bitmesine birkaç dakika kala, koridorlar boşalmışken, saat altıya beş varken aç bir Lily Allen'den Fuck You şarkısını, ama yüksek seste..

Tüm günün güzel geçmesini ummuyorum artık, sadece minik anları yakalamaya çalışıyorum; bir an için nefes aldıracak, bir an her şeyi unutturacak anlar...15 dakikalık bir yürüyüş, pencereden Eymir ya da Mogan Gölü manzarası, işyeri kütüphanesinde 10 dakikalık mola, ya da Ömer geldiğinde anlık şiir seansları...

Kendimi emekli olduğumda neler yapabilirim diye düşünürken yakalıyorum (yaş 29); çalışam hayatı vallahi erken emeklilik hayalleri kurduruyor !

26 Ocak 2011 Çarşamba

genç-yaşlı

30 yaşıma gelince geçmişi düşünmeye, özlemeye başladım. Saçma sapan ayrıntılar bile güzel geliyor kimi zaman. 20 ve 30 arasında hep genç olduğumu sandım. Ama ne için? 20 km yürümek için evet, ya da sabah saat 5e kadar oturmak için evet. Ama yeni bir hayat kurmak, başka bir ülkeye taşınmak, kendini değiştirebilmek için değil.
Aslında bir bakıma iyi, erken bilinçlenip "neden çocuk kalamıyorum" diye hayıflanmadım. Yoksa 10 yaşından itibaren üzülmeye başlardım.
Ne diyor Şekspir:
"Şimdiden ötesini düşünmeyen,
Yarını da bugün gibi sanan
Çocuk kalmak isteyenlerdendik biz."